Boyex - Türkiye'nin ilk ve en kapsamlı boya portalı
Merhaba Sayın ziyaretçimiz. Üye olmak için tıklayın
Üye girişi için tıklayın
anasayfa arama bize ulaşın yardım site haritası
anasayfa
e-pazar
hammadde
boya
katalog
SEKTÖREL
  haber BGK forum etkinlik ek bilgi teknik destek insan kaynakları İMKBoya  
boyex anasayfa > sektörel > bgk > üye yazıları > türk sanayiinde kırk zorlu yıl > jübile konuşması
arama
Google

Boyex içinde ara
interneti ara
ipucu
Türkiye genelinde yaklaşık 13,000 adet küçük boya satıcısı ve nalbur yer almaktadır
 

 

   
 
Türk Sanayiinde Kırk Zorlu Yıl
ALBER BİLEN

 

JÜBİLE KONUŞMASI

 

Konuşmamı tekrar okuduğumda yıllar boyu kitaplar ve tecrübelerle bende yerleşmiş yönetim felsefesinin bir aynası olduğu kanısına yardım. Bu konuşmamın içeriği şöyleydi:

“Sayın Gabrielle ve Dr. Konrad Henkel, muhterem misafirler. Bir orkestra şefi başarısını idare etmekte olduğu orkestranın üyelerine de borçludur. Bu bakımdan değerli mesai arkadaşlarıma teşekkürle söze başlamak isterim.”

“Burada Türk Henkel’in hızlı adımlarla ilerlediği ifade edildi. Ben gayrisamimi bir tevazu göstermek istemiyorum. Türk Henkel cidden hızla ilerlemiştir. Ancak buna etkili olmuş faktörler çoktur. Henkel-Düsseldorf müessesesi de 1950’den bu yana kuvvetli ve dirayetli idarecileriyle dev sayılabilecek adımlarla ilerlemiştir. Bu ilerleme insanı hayretlere düşüren bir organizasyon ve uzun vadeli bir planlamanın içinde cereyan etmiştir. Ben, bu büyük ekolde yetişmek şansına sahip oldum. Bu kıymetli ekolde geleceği takip etmenin yanında yenilenmenin sanayideki önemini öğrendim. Bu ekol bana bir idare görüşünü aşılamıştır. Ve inandım ki sevk-idare bir görüşe, bir felsefeye muhtaçtır. 1950 yılında Türkiye’de Henkel Düsseldorf ile bir tekne ile denize açıldık. Bana kaptanlık mevkiini tevdi etmek ve itimat etmek lütfunda bulundular. Deniz hep sakin olmamıştır, zaman zaman dalgalar şiddetlendi. Fakat ben mesut bir kaptan oldum, zira arkamda Henkel Düsseldorf gibi bir tecrübe ummanı vardı. Teşebbüs ve kararlarımda tam bir serbestim oldu. Benden hiçbir yardım esirgenmedi. Tekne büyütüldü deniz sakin, emniyetle yoluna devam ediyor ve edecektir.

Seneler boyunca tecrübe, insana idarenin masa başında rahatça yürütülebilen bir keyfiyetin olmadığını öğretiyor. Ve idarecinin genellikle sanat aleminde bir yüzyıldan beri çizilen alay dolu portresinin gerçeklere uymadığı meydana çıkıyor. Zira idareci bugün sadece yönetmekte olduğu müesseseye kar sağlamakla görevli bir kimse olmaktan çıkmıştır. Değişmekte olan bütün müesseseler gibi, yönetim felsefesi de değişmiştir. Yönetim bence bir sanattır ve Manager sanatkardan pek farklı değildir. Onun da felsefesi ve heyecanıyla cemiyete vereceği bir mesajı vardır. Yönetici bir İNSAN topluluğunun önderidir. O, idare ettiği topluluğu, hayalinde yaşattığı ideal dünyaya benzetmek ister. Yönetmekte olduğu insanların susamış olduğu girişim arzularını, insiyatiflerini serbestçe kullanma fırsatını veren insandır. Computer devrinde yöneticinin, hayatın artan baskılarını hafifletmekle görevli bir insan olması gerektiğini Henkel Düsseldorf’ta öğrendim. Oradaki sosyal tesisler, tertip edilen konser, konferans bunabenzer sanat olayları benim için birer örnek teşkil ettiler. Tatbik edebildiklerimi Türk Henkel’de uygulamaya çalıştım, bugün heyecan dolu çalışmasıyla Türk Henkel ekibi ülke endüstrisine faydalı olmaya çalışmış ve çalışacaktır.

Biz, Türkler, kalkınmakta olan ülkemizde Batıdan biraz farklı bir çalışmanın içindeyiz. Batı Endüstrisinde problem olmaktan çıkmış sayısız sorunlar başımızda olup, bunları izale etmek için seri çareler bulmak mecburiyetindeyiz. Batı ile işbirliğimizde bu husus herzaman anlaşılamıyor. Biz sürekli ve kuvvetli bir eğitimi, yaratıcılığı tahrik eden bir eğitimi müesseselerimizde yürütmeye çalışıyoruz. Robert Townsend’in “ufak yer insanı yaratıcı olmaya zorlar” sözü ilginçtir. Bugün bu söylediklerimden dolayı da fazla bir heyecan ve şevkle zorlukların içinde meydana gelmiş eserlerimizin üzerinde titreriz. Ben, Henkel Düsseldorf’ta “inatçı bir takipçi” diye anılıyorum. Ama biz kalkınmada bugün kadar gelecekle de ilgilenmeliyiz. Kimya Sanayi mamulleri imal eden endüstri kolumuz, ülkede kurulacak olan sanayi kollarının ihtiyaçlarına göre zamanında girişimlerde bulunmalıdır. Gelecekle ilgilenmenin ise Henkel-Düsseldorf’un başlıca kaygısı olduğunu biliyorum. Onun “bugünden yarının maddelerini sunmak” düsturu manidardır. Ben, yönetici olarak kendimi yeniye yönelik hissettiğim müddetçe yoluma devam edeceğim. Bu hissim ve heyecanım kaybolduğu gün Henkel camiası ve ülkeme karşı ödevim sona erdi demektir. Yolumuza devam edebilecek yöneticiler yetiştirmiş isek gayretlerimiz boşa gitmemiş sayılacaktır.”

Bu konuşmayı yaptığım 1975 yılında firmada hissedardım. Sanırım konuşmada yöneticilik vasfımın ne derece ağır bastığı meydana çıkıyor. Benim için insanın hayattaki hareketlerinin, sözleriyle bağdaşması en önemli hususlardan biridir. Kaygım daima hareketlerimin ifadelerimle çelişkiye düşmemesinde ağırlık kazanmıştır. Nitekim ileriki yıllar Türk Henkel’de çok kuvvetli yöneticilerin yetiştirilmiş olduğunu ispat edecektir.

Esasen yönetim mesleğimde kurduğumuz firmanın geleceği meşgalelerimin en büyük kısmını teşkil etmiştir. Herhalde uluslararası şirketlerde bu tür kutlamalar insana yaşını hatırlatır. Benim Henkel’de yirmibeş yıl kutlaması Düsseldorf’a o sene yaptığım ilk ziyarette de kutlanmıştı. Orada da benim jübilem, işbirliği yaptığım bütün alman dostlarımla samimi bir toplantıda neşeli bir hava içinde kutlanmıştı.

O yılın sonunda Marmara Yelken Kulübünde personelle beraber bir gece tertip edilmişti. Geç saatlere kadar dans etmiş eğlenilmişti. O gece yaptığım benzer bir konuşmada birkaç kişi bana gelip emekliliğimden bahsetmememi istemişlerdi...


 

hakkımızda | sss | üyelik şartları | güvenilirlik ve gizlilik | site haritası | kullanım koşulları | bize ulaşın | arama
Bu sayfalar en iyi 800x600 ekran çözünürlüğü ve high-color renk ayarı ile izlenebilir.
Internet Explorer 5+ ve üstü kullanmanızı tavsiye ederiz.
copyright 2001 Boyex | produced by vizayn web design