Boyex - Türkiye'nin ilk ve en kapsamlı boya portalı
Merhaba Sayın ziyaretçimiz. Üye olmak için tıklayın
Üye girişi için tıklayın
anasayfa arama bize ulaşın yardım site haritası
anasayfa
e-pazar
hammadde
boya
katalog
SEKTÖREL
  haber BGK forum etkinlik ek bilgi teknik destek insan kaynakları İMKBoya  
boyex anasayfa > sektörel > bgk > üye yazıları > türk sanayiinde kırk zorlu yıl > emeklilik hakkında
arama
Google

Boyex içinde ara
interneti ara
ipucu
Türk boya üretim kapasitesinin %63'ü dekoratif boya üretimi üzerinedir
 

 

   
 
Türk Sanayiinde Kırk Zorlu Yıl
ALBER BİLEN

 

EMEKLİLİK HAKKINDA

 

Emeklilik bütün dünyada özellikle memur ve işçi kesiminin üzerinde durduğu en önemli sosyal olaylardran biridir. Bunun iki yönü vardır; birincisi maddi ikincisi se kültürel diyebileceğim yönleridir. Maalesef ülkemizde bu işin maddi yönü uzun tartışmalara sahne olmuş ancak müesseselerin fon oluşturmaları konusu birtürlü hal yoluna girmemeştir. Bir zamanlar sanayi müeseselerini tehlikeye düşürecek boyutlardaki kıdem tazminatları 12 Eylülden sonra ciddiyetle ele alındığından üst kademe yöneticilerinin istifa furyası halâ hafızalardan silinmiş değildir.

Aradan geçen zaman içinde kıdem tazminatları normal seviyelere düşürülmüş ancak konu gerektiği şekilde bir fon ayırma bazına oturulmadı. Bu hususta süper emeklilik denen uygulama bir dereceye kadar, yani genelde, firmaların çalışanların yardımıyla bir ferahlık getirebilecek niteliktir. Bununla beraber Bağ Kur uygulamaları çok düşük emeklilik ödemeleriyle devam etmektedir. Fon oluşturma mes’ele sinde çalışanların emniyet ve huzur yönünden fonların güvence altına alınması işverenler için kaçınılmaz bir zarurettir. Bu hususta işverenlerin gerekli hassasiyeti göstermeleri beklenir.

Ülkemizde emekliliğin yaşa bağlanması artık tartışma konusu olmamalıdır. Çok fazla avantaj veripte ileride ülkeyi çıkılması güç durumlara sokacak yöntemlerden kaçınmak lâzımdır. Nitekim ülkemizde çalışma yıllarını esas alan bir emeklilik görüşü ülke ekonomisi yönünden çok külfetli bir sisteme yol açmıştır. Vaktiyle Henkel-Düsseldorf, emekliliğimiz hakkında, orada yapılan bir çalışmaya esas teşkil edecek bilgileri istediği gün, emekliliğin çalışma yıllarına bağlı olduğunu bildirdiğim zaman buna inanmakta güçlük çektiklerini, onlardan gelen ısrarlı sorulardan anlamıştım.

Sonraları buna bir türlü akıl erdiremediklerini söylemişlerdi. Zira Almanya’da emeklilik yaşa göre ayarlanmış ve özel fonlarla çok sağlam esaslara dayandırılmıştır.

Esasen emeklilikte sosyal görüş, çalışanın emekliye ayrıldığı zaman alacağı ücretin, onun normal yaşantısındaki hayat standardını idame ettirmesini gerktirir. Bugün süper emekliliğin artık giremeyecek bir sosyal sigorta emeklisi veya bir Bağ Kur emeklisinin, emeklilikten alacağı ücretle geçinmesi bir hayalden ileri gidemez. Bu yönden emeklilerin yeniden işe girmesi işe bir çare getirmekle beraber, her emekliye ayrılanın yeniden çalışabileceği düşünülemez. Bu tür bir zorunluluk ta olmamalıdır. Yıllar boyu sorumluluk isteyen mevkilere erişmiş yöneticilerin emekli olduklarında mali sorunlarla karşı karışya gelmeleri hazindir. Bu yüzden yabancı firmalar, ortak ta olsanız, firmadan görevinizi karşılığı bir maaş alıyorsanız, ileride oluşacak emekliliğinizi maddi yönden sağlam bir esasa bağlarlar. Bu, sosyal görüş geleneklerine girmiş prensipleridir. Nitekim Henkel’le ortak olduğumuz gün personel servisleri emeklilğimizle ilgilenmeye başlamıştır.

Emeklililğin diğer bir yanı da emeklilik yaşıyla ilgilidir. Bu konuda da dünyada tartışma konusu olmuş ve değişik istihalelerden geçilmiştir. Emeklilik yaşı ne olmalıdır?1960’lı yıllarda Amerika Birleşik Devletlerinde 45 İlâ 50 yaşındaki insana yaşlı bir emekli namzedi gözüyle bakılırdı. Ancak zaman bunun hatalı olduğunu göstermiştir. O yaştaki insanların kazandıkları tecrübelerin işteki değeri dile geldi. Daha sonra yetmiş yaşında olup ta yaştaki insanlara nazaran daha fazla gayret göstermek suretile daha çok başarılı olan yöneticilerin mevcudiyetinden bahsedilmeye başlandı. Neticede emeklilik yaşı umulmayacak boyutlara erişti.

Avrupa’ya gelince örneğin Almanya’da 1970’li yıllara kadar emeklilik yaşı altmışbeş yaştı. Arada işsizlik problemi Avrupa’yı sarınca emeklilik müessesi işsizliğe bir çare olarak devreye sokuldu. Nitekim genç işsizlere yer açmak için elli veya ellibeş yaşlarındaki yöneticiler işten ayrılıp onlara emekli olma hakkı tanındı. Bunun ters tepkisi olacağı beklenebilirdi. Bir defa Devlete ağır yükler bindi. Ayrıca tecrübe kazanmış kimselerin bu birikimlerini kullanacakları bir zamanda işten ayrılmalarının mahzurları ortaya çıktı. Bir gün bir iş görüşmesi için Paris’teki BP’nin, La Défense’taki bürolarına gidişimde yaşanan kargaşayı hiç unutamayacağım. Genel Müdürün odasına girince kendisi ben sormadan kargaşanın sebebini izah etti. Meğer en değerli kişiler emeklilikerini istemişler ve o gün onların yerine geçenler işe başlamışlar; işler bu yüzden altüst olmuştu...Bugün Almanya’da bu prensipten geri dönülmüş ve örneğin Henkel’de altmış ile atlmışiki yaş ortalama emeklilik yaşı olarak kabul edilmiştir.

Şimdi de emeklilğin başka bir yönüne değinmek istiyorum.

Geçenlerde çok tanınmış bir işadamımız, yazdığı bir makalede emekli olmayacağını ilân ediyorudu. Çok yerinde bir benzetme de yaparak sanayi kuran kimsenin bir san’atkâr kadar eserine düşkün olduğunu yazıyordu. Buna yüzdeyüz katılmamak elde değil. Gene bu işadamının tabirile kendisi makine parkını işler halde görmekten son derece zevklenirmiş. Bu yüzden de işadamımız emekli olamayacağını ifade ediyordu. Burada tartışılacak bir konu var; bir holding sahibi kurduğu sanayiye düşkündür; bu, doğal bir histir. Ancak emeklilikten gaye karar mevkiini daha genç nesillere terketmektir. Yoksa bir büyük sanayicinin birikimlerinden istifade etmek, onun verebileceği değerli görüşlerden faydalanmak kadar tabii bir şey olamaz. Onun yönetim kurulu üyesi olarakta kalması doğaldır. Ancak emeklilikte, geleceğin stratijisini, yolunu, işin başına gelecek taze kana bırakmak mes’elesi vardır.

Konunun esası, bunca hareketli bir iş hayatından ayrılabilmektir. İş hayatı insanlara beraberinde büyük bir stresi getiriyor. Gerçi üst yönetimde bulunanlar sanki buna alışıyor ve bundan uzaklaşmayı düşünmek bile istemiyor. Sorumluluk yüklenmeyi sevenler için karar vermek, emirler salmak, takdir kazanmak, etrafa saygı uyandırmak işin beraberinde getirdiği hoş yönlerdir. İnsana başarının verdiği zevk te onun önemli bir tatmin kaynağı oluyor. Buna rağmen sanayi ülkelerinde herkes emekliliğin nasıl düşünüyorsa ülkemizde de zamanla sanayiyi yönetenler, ister kurucu ister profesyonel yönetici olsun emekliliklerini düşünmek ve onu hazırlamak mecburiyetinde kalacaktır. Bir zamanlar bizde tatil yapan yöneticiler hor görülürdü. Bugün sanayi kesimi tatil yapmamakla övünmekten vazgeçtiği gibi emeklilik te zamanla kaçınılmaz bir olgu haline gelecektir. Yöneticilerin kurdukları, çok sevdikleri ve hele başarıyla yönettikleri bir işten çekilmeleri fevkalâde zordur. Bunca yılın alışkanlıklarını terketmek, insanın hergün takip etmeye alıştığı yolu yapmamak, bürosunun başına geçmemek dile kolay gelebilir. Hele aktif bir hayata alışmış kişinin evde kalması içler acısıdır. Ancak işinin başında ölmek diye de bir kaideye saplanmak yanlış bir görüştür.

Emeklililğini hazırlamak! İşin bir de yıpratıcı tarafına bakalım. İşin stresi o derece büyük ki insanın sağlığına etkileri meydanda: artan enfarktüsler, tansiyon, mide hastalıkları ve herhalde kanser de bu süratli iş temposunun tabii neticileri. Bu stres insanın işin haricindeki hobby’lerini, zevklerini işlemesine de mani oluyor. Onu, okumaktan, müzik dinlemekten, konsantre olmaktan da alıkoyduğu zamanlar olmuyor mu? Müziği bunca sevmeme rağmen konsere gidip aklıma takılan bir iş sorunun düşündüğüm zamanlar beni son derece rahatsız etmiştir. İş hayatının bugünkü boyutlarında işte şahsiyetini kaybetmemek için dahi çok gayret sarfetmeyi gerektiren anlar oluyor.

Bu durum şimdi bana bu kitapta daha evvel ismi geçen Dr.Hartmann’ın “yorgun hissettiğin vakin evde kal” tavsiyesini ve onun uzun ve yorucu bir seyahaten sonra bulunduğu ülkede golf oynamak için bir iki gününü ayırmasını hatırlattı. Bunun bir anlamı vardı...

İşten başka zevki olmıyanların emeklilik kompleksinden kurtulmalarının güç olacağı doğaldır. Evde boş oturmak ta kolay değildir. Amma iş hayatımızın yapmamıza izin vermemiş olduğu nice entresan meşgaleler vardır: gezmek, seyyahat etmek, okumak, yazmak, müzik veya resim gibi san’at hareketlerini takip etmek ve... özellikle dinlenmiş bir kafayla bütün bunları harekete geçirmek yeni bir hayata kavuşmak anlamına gelebilir. Kendim, düşüne düşüne bu yeni hayat tarzına girmeye kendimi alıştırdım. Emeklilikte insanın gerçekleştiremediği birçok şeyleri tahakuk ettirme fırsatının doğduğuna inanıyorum. İnsanı hayata bağlıyan idealleridir. Bunları insan kendisi yaratabilmeli ve hayatın her safhasından zevk alabilmelidir. Toplumumuzda artması kültür düzeyi emekliliğin bakış açısını da değiştirecektir.


 

hakkımızda | sss | üyelik şartları | güvenilirlik ve gizlilik | site haritası | kullanım koşulları | bize ulaşın | arama
Bu sayfalar en iyi 800x600 ekran çözünürlüğü ve high-color renk ayarı ile izlenebilir.
Internet Explorer 5+ ve üstü kullanmanızı tavsiye ederiz.
copyright 2001 Boyex | produced by vizayn web design