|
KİMYA
ALANI
Ben üniversiteyi
bitirince meslek seçiminin kavşağına gelmiştim. Sorumluluklarım
vardı. Ağabeyim büyük özverilerle ailenin dayanağı
olmuştu,, Harp yılları ailemiz için çok büyük mali
sorunlar getirmişti. Ağabeyim geceyi gündüze katmış
ailenin yaşantısını temin etmişti. Ona manevi borcum
vardı. Kısa zamanda bir işe girmeliydim. Kimya tahsili
çok çalışmayı icap ettirmişti. Laboratuar çalışmalarının
devamlılığı başka bir iş yapmama izin vermemişti.
Ancak özel ders
vermekle aileme yardım edebiliyor ve cep harçlığımı
temin ediyordum. Fakültede gün olurdu yemeğe vakit
bulamazdık. Laboratuar Yerebatan’da, diğer bazı derslerse
Beyazıt’taydı Bunca zorluğa rağmen kulağımıza gelen
fakat evde sözünü bile etmemeye çalıştığım
husus, Kimya Mühendislerinin dışarıda Üniversiteyi
bitirdikten sonra iş bulmakta çektikleri zorluklardı.
İçimde bir endişe de yok değildi. Bu, Kimya Enstitüsünde
günün konusuydu. Filan kişi iş aradı, aradı bir şey
bulamayınca da bir yere katip olarak girdi
demiyorlar mıydı, soğuk terler döküyordum.
Esasında
bizim o zamanlar Kimya Mühendisliğin’e girmemiz bir
cesaret işi sayılabilirdi. Türkiye’de Kimya sanayi
çok sınırlı branşlarda mevcuttu. Tekstil ve deri fabrikaları
ile kamu sektörü sayılan Sümerbank’ın tekstil fabrikaları,
Gemlik suni ipek fabrikası ve Makine Kimya Kurumu
kimya mühendisi istihdam eden sanayi müesseselerdi.
Aslında Tekstil kimyası da okutulmuyordu,. Deri sanayiine
gelince, ailelerin içinde kalmış daha çok pratikten
yetişmiş kurucular veya
onların akrabaları tarafından işletilen. tabakhanelerden
teşekkül ediyordu. Hıfzıssıha. Enstitüieri, özel tahlil
laboratuarları, kauçuk gibi sanayilerin laboratuarlan
da istihdam şanslanmızdı. Yanılmıyorsam o tarihlerde
Türkiye Kimya Derneği, “kimya alanında
neler yapılabilir?” konulu bir anket tertip etmişti.
Ben de hem kimyagerlere istihdam alanları yaratmak,
hem de kimya sanayiine bir hareket ve gelişme getirir
düşüncesiyle Devletin büyük araştırma geliştirme laboratuarları
açmasını önermiştim. Bu laboratuarlarda
ülkede mevcut ham maddelerin üzerinde araştırmalar
yapıp bunların tatbikata irıtikaliyle Kimya sanayiinin
gelişebileceğini düşünmüştüm. Bu cevabımı itina ile
hazırlamış ve büyük ümitlerle postalamıştım. Yazımı.
bir hizmet sağlayacağı kanısındaydım. Aradan kırkaltı sene geçti. Düşündükçe Türk Kimya
Sanayiinde araştırma-geliştirmenin önemine olan inancıma
şaşıyorum. Teklifim o zamanlar için çok iddialı sayılabilirdi,
ancak ülke için büyük bir önem taşıyan kimya sanayiine
ve teknolojisinin gelişmesine bir temel oluşturamazmıydı?
Ben kimya
sanayiinde kalıp çalışmaya, mesleğimi asla elden bırakmamaya
kararlıydım. İcabında özel ders vererek iş buluncaya
kadar oyalanabilirdim. Üniversite bitmek üzereydi.
Aslında Fakülteyi çabuk bitirdim sayılmaz. İlk seneki
kaybın. zararı büyük oldu, çünkü Kimya Enstitüsünün
laboratuarlarındaki yerler sınırlıydı. 1942 yılında
ikinci sınıfa geçince laboratuarda yerler boşalmadığı
için bir sömestr beklemek mecburiyetinde kaldık Harp
yıllarında kimya okumanın cefasını çekmedik te değil. Cam malzeme enstitüde kafi değildi. Bunu
bizim tamamlamamız gerekti. ÖzeI dersler vermekle
kazandığım paraların bir kısmı cam malzemeye ve kimyevi
maddelere gidiyordu. Ancak Fritz Arndt ve Ali Rıza
Berkem gibi hocalarla kimyaya olan bağlarım
çok kuvvetliydi.
Şüphesiz
üniversite hocası okul hocasından farklıdır. Üniversite
hocası bir fikir adamı niteliğini taşır. O, eserleri
olan bir mütefekkirdir. Çağı değerlendirecek bir ilim
adamıdır. Bu bapta Profesör Dember de fizikte bir
alimdi Bu tür hocalarla çağın önemli konularını konuşabilirdiniz.
Zira o çaptaki hocalar devamlı okurlar ve ihtisas
dallarının da dışına çıkarlar.
Zaten
bugünkü anlayışla ihtisas branşında, kapanmış bir
kimsenin kültürü de sınırlıdır. Kültürlü insan ihtisas
çemberini yırtıp onun felsefesine inen kimsedir. Dr.
Ali Rıza Berkem coşkusunu kaybetmedi. Onu hep yarına
yönelik işlerin başında gördüm. Cemiyete katkıda bulunan
kimselerin bu tür kültürlü kişiler olduğuna inanıyorum,
Üniversitelere damgalarını vuran kişiler de bu tür
görüşlere sahip öğretim üyeleridir. Ancak ister Üniversitelerde
ister sanayide çalışan kimseler herşeyden evvel mesleklerini
sevmeli ve işlerine şevkle sarılmalıdırlar. Aksi taktirde,
yönetilen müesseselerden büyük sıçramalar beklenemez.
|