Boyex - Türkiye'nin ilk ve en kapsamlı boya portalı
Merhaba Sayın ziyaretçimiz. Üye olmak için tıklayın
Üye girişi için tıklayın
anasayfa arama bize ulaşın yardım site haritası
anasayfa
e-pazar
hammadde
boya
katalog
SEKTÖREL
  haber BGK forum etkinlik ek bilgi teknik destek insan kaynakları İMKBoya  
boyex anasayfa > sektörel > bgk > üye yazıları > türk sanayiinde kırk zorlu yıl > kurumlaşma
arama
Google

Boyex içinde ara
interneti ara
ipucu
Yaşar Boya Grubu, $271 milyon'luk cirosu ile dünyada 32. Sıradadır
 

 

   
 
Türk Sanayiinde Kırk Zorlu Yıl
ALBER BİLEN

 

KURUMLAŞMA

 

Kurumlaşma tabiri müesseseyi ortakların mülkiyetinden çıkarmak veya birçok işverenlerce son derece tehlikeli görülen yönetimi çalışanlarla paylaşmak gibi yanlış tabirlere yol açabiliyor. Aslında kurumlaşma, bir müessesenin patronların idaresiyle kaim olabileceği dar görüşünden kurtarılıp, o müessesenin patronların, herhangi bir sebepten, idareden çekilmeleri halinde profesyonel yöneticiler tarafından idare edilebilmesi anlamına gelir. Ancak bu görüşle ülkede kurulan sanayi veya ticari müesseselerin sürekli yaşam ve gelişmeleri sağlam temellere oturtulabilir. Bu husus temin edilmediği taktirde bir çok hallerde görüldüğü gibi sinai veya ticari müesseselerin patronların ölümünden sonra küçülüp ortadan kaybolduklarına şahit olunmaktadır.

Her insanda bir bencillik dozu vardır. İnsanlar yürüttükleri işin kendileriyle kaim olabileceğini, onların yerine kolay kolay kendileri kadar kabiliyetli kişilerin bulunmayacağı hissini taşırlar. Bu yüzden yöneticiler genellikle kendilerinden sonraki zamanı düşünmek istemezler, pek nadir hallerde “benden sonra tufan” diyenlere de rastlanabilir. Bu yüzden yöneticilerin arasında tam anlamıyla insan yetiştirmek isteyenlere az rastlanır. Ülkemizde hele sanayileşmenin oluştuğu devrelerde şirketler sınırlı kişilerin malı olduğu için ki bu düzen henüz fazla değişmiş sayılmaz yönetim ailede sayısı çok mahdut kişilerin arasında kalırdı. Tabii bugün büyük holdinglerde durum değişmiş ve yavaş da olsa profesyonel yöneticilere sorumluluklar düşebiliyor.

Fabrikanın Gebze ilçesinin Çayırova mevkiine taşınmasından sonra Merkez Büronun şehirde kurulmasıyla şirket müsait bir çalışma düzenine kavuşmuş oldu. Bu durumda şirketin kurumlaşması başlıca uğraşı konusu haline geldi. Benim nazarımda yönetim fonksiyonu yüklenmiş ortaklara bu fonksiyonlarında ortak gözüyle değil de profesyonel yönetici nazarile bakmak yerindeydi. Yönetimde asla “patron” değillerdi, başta ben olmak üzere! Aslında çalışanları dahi “patron” lafını kullanmaktan vazgeçirdiğimi iddia edemem. Ancak işçi ve memurlara her fırsatta, hepimizin aynı gaye peşinde olduğumuzu, içinde çalıştığımız müesseseyi yükseltmek için görev yaparken kimimiz daha çok beyinle kimimiz kol kuvvetiyle hizmet ettiğimizi izaha gayret ediyordum. Birincilere fikir işçileri dersek diğerlerine de kol işçileri demenin doğru olduğunu anlatıyordum. Genel kurulda ortak diye tabir ettiğimiz hisse sahibi kişiler patrondurlar ve genel kurulda oylarıyla yönetim hakkında fikirlerini beyan ederler. Patronlar bugün o vasfa sahip ise yarın hisselerini herhangi bir sebepten satsalar bu vasfı kaybederler, fakat genel kurul isterse yöneticilik görevlerinde kalabilirler. Bunlar işçi ve memurlara verdiğim kısa derslerin ana temalarıydı. Nitekim onyedi yıl sonra şirketin içinde hisse değişimi olayı vukubulunca işçi ve memur bu değişiklikten asla bir huzursuzluk duymamıştır. Bu hususta bir vehime kapılanlar yönetimde bir değişikliğin vukubulmadığını kolayca gördüler ve düşüncelerimin doğruluğunu takdir etmeye fırsat buldular.

Ben bu düşüncelerle şirketi bir kollektif aile şirketinden kurtarmış, profesyonel yöneticilerin yetişmelerine fırsat hazırlamıştım. Onlara zamanla sorumluluk yüklemekle, daha açık bir yönetimle ellerine “sır” addedilen bilgileri vermeye, hatta zamanla daha birçok verileri ve bilançoları vermeye zemin hazırlamıştım.

Bilançoları, ilk defa, ilerinin genç yöneticilerine vermeyi ve neticeleri onların huzurunda üst yönetim kadrosuyla tartışmayı teklif ettiğim gün ortaklarımın yüz ifadeleri hala gözümde canlanıyor. Sanki bir devlet sırrı tevdi ediliyor gibi bir şaşkınlık yüzlerde okunuyordu. Oysa o günden sonra ortaklarım ve özellikle mali şubedeki sorumluların da yanılabileceklerini, fevkalade doğal sayılabilecek hataların işin aktif şubelerinde vazife gören gençler tarafından ortaya çıkarılabileceğini farketmişlerdir.

Kurumlaşmanın sayesinde genç yöneticilere daha fazla sorumluluk yüklenebildi ve bu da onların işe daha fazla şevkle sarılmalarına vesile oldu. Bu yönden ortaklarımın benim ortak olmayan yöneticilere daha yakın olduğum düşüncesi doğru değildi. Türk Henkel’in bizden sonraki atılımları bu görüşümün ne derece şirket lehine olduğunu göstermeye yeterlidir.

 


 

hakkımızda | sss | üyelik şartları | güvenilirlik ve gizlilik | site haritası | kullanım koşulları | bize ulaşın | arama
Bu sayfalar en iyi 800x600 ekran çözünürlüğü ve high-color renk ayarı ile izlenebilir.
Internet Explorer 5+ ve üstü kullanmanızı tavsiye ederiz.
copyright 2001 Boyex | produced by vizayn web design