Boyex - Türkiye'nin ilk ve en kapsamlı boya portalı
Merhaba Sayın ziyaretçimiz. Üye olmak için tıklayın
Üye girişi için tıklayın
anasayfa arama bize ulaşın yardım site haritası
anasayfa
e-pazar
hammadde
boya
katalog
SEKTÖREL
  haber BGK forum etkinlik ek bilgi teknik destek insan kaynakları İMKBoya  
boyex anasayfa > sektörel > bgk > üye yazıları > türk sanayiinde kırk zorlu yıl > yönetim ve eğitim
arama
Google

Boyex içinde ara
interneti ara
ipucu
Solventaş ve Arkem yaklaşık yılda 70,000 ton üreterek, Türk solvent üretim pazarından %93'lük pay alırlar
 

 

   
 
Türk Sanayiinde Kırk Zorlu Yıl
ALBER BİLEN

 

YÖNETİM VE EĞİTİM

 

Kalkınmakta olan ülkemizin çok önemli problemleri arasında şüphesiz eğitim ağırlıklı bir yer tutar. Bu hususu bizlere Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk aşılamıştır. Ülkelerin kalkınma hamlelerinin milletçe benimsenmesi yurt sathında sürdürülecek bir genel eğitimle kabildir. Ancak bu eğitimi sürdürecek öğretmenlerin, hedefleri iyice benimsemiş olmaları da kaçınılmaz bir şarttır. Atatürk, reformlarının hocalığını sanki kendi yüklenmiştir. O yeni harfleri karatahtanın önünde öğretimi, şapka inkilabını anlatması, okul ve ,üniversitelere sık sık ziyaretleri ona yurt çapında bir başöğretmen imajını yaratmıştır. Bizlerin bu çok değerli mirasın yayılmasında bazı hatalarımız, bazı ihmallerimiz olmuştur.

Japonlar ta Meiji’lerden beri olan batılılaşma kararlarını hiçbir sapma ve tartışma yapmadan sürdürmüşlerdir. Keza hiçbir doğmaya yer vermemişler, geleneklerinden taviz vermeden modernizasyon hareketlerinde kültür ve gelenek kavramlarını karıştırmadan bu istihaleleri sürdürmek suretiyle bugünkü seviyeye gelmişlerdir. Japonya’ya gidildiğinde iki husus çok belirgin bir şekilde karşınıza çıkar. Eski geleneklerin ve kültürün muhafazası ve fakat bunun yanında modernizmi hazmetmiş sanat ve endüstri alanlarında çağdaş bir ülke. Biz ise Atatürk’ten sonra ve özellikle 1950’den sonra bu konuların devamlı tartışmasını yapan ve bu arada eskinin uğrunda sürekli tavizler veren bir tutumda olduk. Bununla beraber çağdaş kültür dediğimiz alanda yetişen genç bir neslin değerini takdir etmemek elde değil.

Ülkemizde her alanda eğitim problemine son derece önem vermemizde fayda vardır. Benim görüşüme göre bu eğitim sade okul ve üniversite eğitimi anlamında alınmamalıdır. Eğitim yurt çapında anlaşılmalıdır, bu yönden de toplu insan çalıştıran müesseselerimizde sürekli bir eğitim sürdürülmelidir. Bugün eğitim deyince bu işi beceri kursları veya bilgisayar yaygınlaşması şeklinde çok basite irca etme meyli mevcuttur. Bir ülkenin rakamla büyümesi herşeyi ifade etmez. Ekonomik büyümenin yanında “gelişme” kavramına da hakettiği yeri vermek lazımdır. Ekonomik hayatta fertlenin çağdaş eğitimle yetişmiş olmalarında ülke için sonsuz faydalar vardır. Eğitim düzeyi yüksek olan ülkelerde sanayi yüksek seviyelere ulaşmakta, bilim ve sanayi birbirlerine yakın olmaktadırlar. O ülkelerde ticaret rejimi trafik düzeni gibi daha disiplinli bir görünümdedir. Disiplin sade kanunlarla düzenlenemez. Disiplinin lüzumuna inanmış toplumlarda demokrasi istenen sağlıklı düzeye erişebiliyor. Müessesemizin kuruluşundan beri eğitime büyük değer vermişizdir. Bu eğitim her kademeye göre değişik türde olmuştur. İşçilerin okuma yazma kursları, işletmedeki yöneticilerin işçiler için yaptıkları işbaşı eğitimi yanında genel sosyal konulara ait fabrikadaki eğitim bunların birer örneğini teşkil eder. Bu eğitimde, Düsseldorf’ta Henkel’e gönderilen kadroların dönüşte işçilere, orada gördükleri çalışma düzenine ve yaşam şartlarına ait konuşmalar da yer almıştır. Bu eğitim müddetlerinin uzun olmamasına azami dikkat gösterilirdi. Bunun haricinde kendim de işçilere, işçi-işveren münasebetlerine ait bilgiler, sanayinin ülke ekonomisine etkileri, “patron” kavramına ait düşünceler, sanayicinin sorunları hakkında epey konuşmalarım olmuştur. Ayrıca yönetim kademesi için yıl boyunca firmada ve dışarıda konferanslar, firma içi yıl içinde ve yılbaşı, geçmiş seneyi değerlendirmek ve gelecek seneyi planlarıyla tartışmak üzere yapılan toplantılar bu eğitimin programına dahildi. Burada rastladığım zorluk yöneticilerimizin bu eğitime inançlarının istediğim düzeyde olmayışıydı. Bu yüzden, fabrikada işçilere eğitimin sürekliliğini sağlamakta güçlük çektim. Peşini bıraktım mı kimse bunu üstlenmiyordu. Herkes günlük işle meşgul olmayı tercih ediyor, herhalde bazı kimseler bu gayretlerimi lüzumsuz görüyorlar fakat bunu ifadeden çekiniyorlardı. Oysa müessesemiz hala da sanayiye örnek olabilecek sosyal yaşamının huzurunu bu eğitime borçludur. Zira özellikle işçiler kendileriyle ilgilenildiği nispette müessese yönetimine itimat etmişlerdir. Bu suretle de ileriki yıllarda sendikaların fabrikaya sokmak istedikleri ideolojik akımlar, işçi sendikasının “Disk” konfederasyonuna bağlı olmasına rağmen etkisiz kalmıştır.

Yönetim herşeyden evvel firma içi kültür seviyesinin yükselmesine yönelik olmalıdır. Bu itibarla da insana yönelik olmalıdır. Bu yönden eğitimde beceri kurslarının önemine, bilgisayarların çoğalmasının önemine inanmakla beraber sadece bu hususlanın yarının cemiyetini hazırlamakta yeterli araçları olamayacağı kanısındayım. Esasen eğitim konusu bugün çok kompleks bir konudur. Sanayi ülkelerine bir göz attığımızda bu hususta ne kadar çaba sarfedilmekte olduğunu görüyoruz. Eğitimin diğer alanlar daki gelişmeleri takip etmiş olduğunu iddia etmek zordur. Oysa eğitimde çağdaş düşüncelerin hakim olması şarttır. Konu o derece çapraşık ki burada sade eğitimcilerin fikirleri değil, sanayicilerin, yüksek kademe yöneticilerinin, sendikaların da görüşlerinin toplanmasında fayda vardır. Bu tür çalışmalar sade Avrupa’da değil Japonya’da da yapılmaktadır. Anagayelerden biri eğitimde yaratıcılığın teşvikidir.

Çağımız eskimiş görüşlere müsait değildir. Bu itibarla eski görüşlerinden çıkamıyan yönetici tipine adeta yer vermemektedir. Dünyada aile şirketlerinin sayısı da bütün çabalara rağmen göz göre göre azalmaktadır. Sadece Federal Almanya’ya bakarsak büyük sanayi müessese sahipleri parmakla sayılacak kadar azdır. Fransa’da daha fazla sayıda olmakla beraber genel trend anonim şirketlere doğru yönelmektedir. Sanayi büyüdükçe finansman hisse senedi yoluyla sağlanmaktadır. Bu durumda profesyonel yönetici problemi güncelleşmiştir. İşte bunların teknokrat olmamaları, aksine yaratıcı güce sahip olmaları ve yönettikleri şirketleri geliştirmeleri önemli bir sorun haline gelmiştir. Ülkemiz de bu sorunla karşı karşıya kalacaktır. Bu yönden de yurtta yaratıcılığın şartlarının oluşmasında en müsait eğitim düzeyinin saptanmasında fayda vardır. Sanayi ülkelerinde olduğu gibi güncel ve çağa en uygun eğitim konusu da tartışma konusu olacaktır.


 

hakkımızda | sss | üyelik şartları | güvenilirlik ve gizlilik | site haritası | kullanım koşulları | bize ulaşın | arama
Bu sayfalar en iyi 800x600 ekran çözünürlüğü ve high-color renk ayarı ile izlenebilir.
Internet Explorer 5+ ve üstü kullanmanızı tavsiye ederiz.
copyright 2001 Boyex | produced by vizayn web design