|
Nisan ayında,Malta'ya yapmış olduğum
seyahatte ,1573 ve 1577 arasında inşaa edilen St.John
Katedrail'ni gezerken,katedralin tavanlarında yer
alan fresklerin rehbere göre fresk olmadığını,çünkü
ressamın freskleri işlemeden önce taşlara beziryağı
emdirerek adeta bir tuval hazırlandığını,sonrada üzerine
resim yapması nedeniyle bunları tablo olarak nitelendirdiğini
söyleyince boya tarihindeki gelişmeleri incelemek
için içimde bir merak uyandı.
Bu konuda mutlaka bir çok yayın vardır.
Amatörce yapmış olduğum araştırmalarda muhtelif kaynaklardan
edindiğim bilgiler çerçevesinde,bir biriylen mukayese
ederek,kısa bir kronoloji çıkartmaya çalıştım.
Tarihte bulunan ilk resimlerin M.Ö.15.000
yıllarına kadar uzandığı varsayılmakta.Bu resimler
fransa'daki Lascaux ve İspanya'daki Alramira mağaralarında
görülmüş. Kullanılan boya malzemesi demir oksit olup
bağlayıcı içermemekteymiş.
Mısırlılar M.Ö.15.000 yıllarında
topraktan boya yapmaktaydılar. Hatta Frikya'dan indigo
ve boya kökü ithal ederek mavi ve kırmızı pigmnet
yapmışlar.M.Ö.1000 yıllarında akasya ağacından elde
ettikleri zamk ile bağlayıcı yaparak resim sanatlarını
geliştirmişler. Prof.Hamed A.Ead tarafından en eski
Mısır yazıtları üzerine yapılan araştırmada,tekstil
boyaması hakkında,Leyden Papirus'una aşağıdaki tarif
verilmektedir:
Mor(eflatun)renginin hazırlanması
:Frikya Taşını küçük parçalar halinde kırın. Bir
kap içinde su ile kaynatın. Daha sonra soğumaya bırakın.
Diğer bir kapta yünü suya basın, ilk kabın içine mina
yosunu koyup kaynatın. Frikya taşı, kırılıp hazırlanmadan
önce ısıtılmalıdır. Asya'daki sanat,pigment ve kil
bağlayıcısından oluşan renkli tebeşirle başlamış.
M.Ö.6000 yıllarında maden cevherleri ilk pigmentlerin
kaynağı olmuş. Bu pigmentlerin karıştırılarak yakılmasıyla
elde edilenler ve daha sonra organik pigmentler renk
dünyasını genişletmiş. Zamktan,yumurta akından, jelatinden
ve balmumundan sıvı süspansiyon hazırlanmış. Çinlilerin
lak kullanımları prehistorik zamanlara dayanmaktadır.
Chou hanedanı süresince ,arabalar,silahlar vb. şeyler
bunlarla süslenmişler.ikinci yüz yılda Çin evleri
içten ve dışardan bu laklarla boyanmışlar.Aynı sistem
Japonya ve Kore'de de kullanılmış.
İlk koruyucu anlamda örtme, Mısırlıların
gemilerini zift ve pelesenkağacı reçinesiyle tecrit
etmesiyle ortaya çıkmıştır. Orta çağa kadar ağacın
etkiye açık yüzleri koruyucuyla örtülmemiştir. Ressamlar
kendilerinin yaptıkları,örneğin yumurta akı gibi maddelerle
bu işlerimi yapmışlar. Denizciler formüllerini gizli
tutmuşlar.17.'nci yüzyılda kurşun bazlı beyaz boyalar
çok yaygınlaşmış 18.yüzyılda pigment ve bağlayıcılar
yaygınlaşınca koruyucu anlamda boya kullanımı da yaygınlaşmış.
Bezir yağının önemli miktarda elde edilmesi ve pigment
olarak kullanılabilecek çinko oksitin üretilmesi,boya
sanayiinin hızla gelişmesini sağlamıştır.
Yukarıda kısaca boyanın kullanımının
zaman içinde gelişimi hakkında bilgi verilmeye çalışılmıştır.
Görüleceği gibi boya,uzun süre süsleme için kullanılmış
olup koruma amacı çok geç fark edilmiştir. Günümüzde
bile boyanın görüntüyü düzeltme yani süsleme yanı
ağır basmaktadır. Koruyucu yönünü,bazen arabamızın
paslanmaya başladığında bazen de tahta eşyalarımızın
çürüme yada kurtlanmaya başladığında hatırlarız.
Oysaki günümüzde uygulama alanları
farklı çeşitli boya bulunmaktadır. Deniz teknelerini
tuzlu suya yada organizmalara karşı koruyanlardan
tutunda yangına karşı tedbir olarak kullanılan çeşitleri
bulunmaktadır. Teknoloji çok gelişmiştir. Her konuda
olduğu gibi tüketici talepleri,üreticileri araştırmaya
itmiştir.Ancak tüketicinin de aldığı boyanın sağlık
yönünden ve iddia edilen etkisi hakkında güvenceye
ihtiyacı vardır. Standart dışı ürünlerin sıkı bir
şekilde denetlenerek"merdiven altı" diye nitelenen
üretimin mutlaka kontrol altına alınması gerekmektedir.Örneğin
kullanılan bir iç yüzey boyasının yaşanılan ortama
yapacağı emisyon son derece hayati önem taşımaktadır.Bu
boyanın yapımında kullanılan hammaddeler çerçevesinde
ortama uyacağı kimyasal maddelerin uzun süreli etkileri
çok önemlidir.Kontrolsüz üretilen bu tip boyalar ileride
"kanser" yapma riski taşımaktadır. Dolayısıyla kimsenin
halkın sağlığı ile oynamaya hakkı yoktur. Konulan
standartlar aranmalıdır. En azından ilgili uyarıcı
sembol ve cümlecikleri içermeyen ambalajlı boyalar
Türkiye piyasasına sokulmamalıdır. Bu tür örneklere
maalesef rastlanılmaktadır.
Avrupa Birliği ile mevzuata uyum
çalışmaları sürmektedir. Mevzuat çalışmaları AB'ye
tam üyelik olmasa dahi,çağımızdaki bilgiler çerçevesinde,tüketici
haklarını koruyacak şekilde olmalıdır. Çünkü temeldeki
amaç tüketicinin sağlık ve kullanım güvencesidir.
Hiçbir uluslar arası anlaşma bu güvencenin önüne geçemez.
Mustafa BAĞAN
Türkiye Kimya Sanayicileri Derneği
Genel Sekreteri
|